14 Ekim 2011 Cuma

art'ık baslangıç..

'hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm' nikos. k.


başlangıçlara alışmak zordur elbet..
yeni bir yere, bir duruma..

ilk kez bir yere alışma halimi, sürecimi birebir gözlemlediğimde erasmus öğrencisiydim..belçika'ya erasmus için gitmiştim..ilk bir hafta, her gün, ama istisnasız her gün rüyamda türkiye'den ayrılışımı türlü türlü senaryoyla gördüm..defalarca ayrıldım, uçağa yetişme stresi, bıraktıklarımın özlemi..

şansıma bir de ilk günler türkiye ile belçika arasındaki en önemli, daha doğrusu benim için en önemli farkı farketmiştim..ve gökyüzünün mavi olmasının, güneşi görmenin benim için ne kadar önemli olduğunu da..bir de bir kaç gün öncesinde olimpos havasını, deniz havasını, güneşi bol bol içime çekmişken, birden bire karşılaştığım bu grilik beton gibi vurmuştu işte yüzüme, tenime, gözlerime, dudak kıvrımlarıma..asılmıştı iki yanına..bir hafta boyunca göstermemişti güneş yüzünü..henüz güneşte karamelleşmiş tenim de soğuğu yiyince, üstüne bir de "yeni yer gribi" eklenince..direnmişti belki bedenim bu gri ülkeye, alıştırmamak adına içimi de..bir hafta, güneşsiz, yıldızsız, aysız geçen..

sonra, tam bir hafta sonra, bir şey oldu, sanki bir anda gibiydi..netti, çizgi gibi önce'den bir ayrım vardı..evet tam bir hafta sonra..güneşi gördüm ve hatırladığım kadarıyla hayatımda ilk kez güneşi gördüğüm için bu kadar mutlu oldum..telaşla, coşkuyla taşa taşa..ilk işim günlerdir donduğum ve incecik şeyler (kalın olanlar henüz yerleşmem gereken yerde olmadığım için açamadığım vakum poşetleri içindeydi valizimde) getirdiğim için de kat kat giydiğim şeylerden kurtulmak oldu ve sonra bisikletime atladığım gibi yolun en güneşli yerlerinden güle oynaya gezdim durdum..ilk kez güneşten kaçarak yürümüyordum işte..nasıl da daha önce hiç farketmemiştim hayatımdaki önemini güneşin..

takip eden akşamlarda da ayı ve yıldızları gördüğüm için artık rahattım..

ve işte diyorum ya o ilk haftanın sonunda ben ilk kez mutlu olduğumu hissetmiştim..Artık aklım öncesinde, geride bıraktığım yerde değildi..oradaki hayatımda, günlerimdeydi..düşündüğüm sokaklar artık bu bulunduğum sokaklardı..planlarım oraya aitti..ilk kabulleniş ama çaresizce değil de mutlu olarak..isteyerek..ve işte alışmanın ilk hali..

bu süreç benim için bir hafta sürmüştü..oraya gelen kimi insanlar için iki hafta, kimisi için de bir ay..belki başka biri için de bu süreç hemen bir günde yaşanabilir elbette..veya ilk dakikada..

o yılların üzerinden üç yıl geçmiş..geçmiş bitmiş..

bu hafta da yine benzer bir hissi farkettim..erasmus sonrasında hayatımda alışmamı gerektirecek ciddiyette birşey olmadığı için sonrası bir boşluk, bir bocalama belki, o kadar hayatımdan uzaklaştıktan sonra yeniden ve yine bir şeyi değiştirmeden dönmüş olmanın sıkıntılı hali..

oysa biraz o kaçış da bir içe dönme niyetliydi..bir kendini arama..bir dışarıdan bakma herşeye..beni rahatsız eden o karın ağrısına..takip eden yıllarda devam etmesini istemediğim birşeyin içinden bir çıkış yolu aramaya..

tam olarak bir yol bulup da döndüğümü söyleyemeyeceğim..öyle ki üstüne 2 yılı geçirmişim de..daha fazlasını geçirmemek içinse, sonunda harekete geçebildim..ve radikal kararlara bağlanan o adımları hele şükür, 30. yaşımda atabildim..

ve bu hafta da bu yeni kararların, yeni yaşamımın ilk haftasıydı..oldukça yoğun geçen bir süreçten sonra..nedendir bilemiyorum, çözemedim hep bu dönemlerim çok yoğun, anlayamayacak hızda geçiyor..hep bir telaşlı..bir yere kadar duruyorsun, bekliyorsun, bir tarihe kadar belki veya bir habere kadar ve sonrasında herşey art arda, hatta üst üste binerek yaşanıyor tam yol ileri..gerçi belki bu yoğun olma hali birşeyleri de daha kolay kılıyor olabilir bir yandan..

30 yaşına kadar kurduğum hayat bu hafta yeniden kendini 18'ine sardı..on sekizinde yeni bir başlangıca..onca okumuş olduğum yıllar ardından ve çalışmış hatta, yeniden başladım hayata..ilk kez kendim için bir şey yaptığımı hissederek..ve bunun sarhoşluğunda..artık özgürdüm..hayatımda ilk defa belki de, belçika kısmı dışında, kendimi özgür hissetmiştim..tam anlamıyla ilk defa özgür!

bu hafta ilk kez ne oldu biliyor musunuz..ben ilk kez suçluluk hissetmedim geçen zaman için..geçen günler ilk kez üzmedi beni..zaman kaybediyormuş gibi değil de sanki değişik bir zaman biçiminin içinde hatta biraz da bulutlar üzerinde hissettim..kendimi ilk kez isteyerek bir akışa kaptırmıştım..bir dal aramayarak tutunmak için..

başta çok emin değildim başladığım okuldan..zaten bir kişi dolayısıyla ikna olmuş ve iki-üç kişiyi gözüme kestirerek, iki-üç kişiye umut bağlayarak, güvenerek gitmiştim..yanlış anlamayın, hiç tanımadığım iki-üç kişi..

sonra beklentimden daha iyi birşeyler olacağına dair umutlandım bu bir hafta boyunca..ilk gün kafam karıştı..yapmak istediğim, burada olabileceğim, gerçekte olan vs. vs..ve ikinci gün..beni ikna eden kişiye açtıktan sonra kendimi bir toplantı yapmamızı istedi toplanıp da hemen dersten sonra..ve sonra herkes sorularını sordu..o gün gerçekten de emindim artık burda olmak istediğimden, doğru yolda olduğumdan, en azından doğru insanla tanıştığımdan..ve gün sonunda, ikinci günün sonunda eve mutlu olarak gittim..ve işte evet, burası için de ayrımım başlamıştı..yada bitmiş..işte aittim..hissettim..hatta ertesi gün eski okula dönme fikri, son işleri halletmek için dahi olsa öyle uzak geldi ki bana..öyle soğuk şeyler uyandırdı ki..sanki yıl olmuştu oraya gitmeyeli, bulunmayalı..oysa henüz geçen hafta, daha çok da olmadı yani, geçen hafta orada bambaşka telaşlar içinde koşturuyordum, hakkımı arıyordum gider ayak..oysa üstünden birkaç gün geçti geçmedi..çoktan tarihime karışmıştı bile işte..

onunla, tüm bu ikna olup da harekete geçmemi sağlayan kişiyle bir araya geldiğim için kendimi şanslı hissettim..bütün bu istediğim şeyleri çok daha farklı birileriyle birlikte, çok daha farklı ortamlarda yapıyor olabilirdim..aslında o şansı sadece kendim için değil, daha çok bütün o ilk kez başlayanlar için hissettim..hiç ne kadar kötü olabileceğini görmeyeceklerdi işte..nasıl olabileceğini..gerçi belki bu sebeple anlayamayacaklardı da kıymetini..

ondan, ikna ve motivasyonda bu kadar bu kadar iyi olan o birinden kişisel bir isteğim var, dilek istek karışımı birşey..umuyorum bir gün, şimdi değil ama, şöyle biraz daha olgunlaşıp, biraz daha pişip de hani tadından bayıla bayıla yenilen tatlılar gibi olduğunda, çınar gibi dururlar ya bazı hocalar vardır, geçen onlarca yılın ardından, güzel güzel tecrübeler yaşadıktan sonra bir dolu en değerli zamanlarına gelmiş, işte o zamanlarına geldiğinde bir devlet okulunda çalışması ve bu şansı oraya gelenlere, gelebileceklere de vermesi..

kafası çalışan, kendi gibi sadece kendi gibi olan insanları seviyorum..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder