ve okulun ikinci haftasına girdik bile..en sevdiğim dersin en güzel günden (cuma tabii ki :)) pazartesi'ne atılmış olmasının can sıkıcı tadı ile gittim okula..evet pazartesiyi güzelleştirebilecek bir etkendi belki ama, öyle çok cuma'nın özgürlüğüne ihtiyacı olan bir dersti ki, pazartesi olması bana soğuk duvarları hissettirdi..pazartesi o dersle daha güzel olmadı ama cuma'nın güzelliğinden cidden birşeyler eksilmişti..sanırım pazartesiler ya boş olmalı, yada boş :)
bir dolu malzemeyle gidecektik..abuk subuk ne olursa çizim yapılabilecek..çizim derken aklınıza yalnızca kalemi kağıdı getirmeyin sakın ha! derse getirdiğim çizim örnekleri arasında ilginç olanları vardı gazete rulolarıyla olan mesela veya kahve ile, şarap ile yapılan çizimler..nakış olarak yapılanlar..şablonlar..kaldırım çizimleri tebeşirle sanıyorum..ışıkla..kablolarla..kısaca bir dolu bir dolu şey olabilir..ordinary comics'i severek takip ederim mesela oradan aldığım ve genelde çizimlerde beğendiğim bir tür olan gerçekle çizimin bir arada kullanıldığı çizimlerden de örnek olarak koymuştum hocanın istediği 50 çizim imajı klasörü içine..yada mesela fotoğraf kağıdının arkasına yapılmış çizim yine ordinary comics'ten..ve işte selam olsun diye tim burton, nevin abla, mouline rouge posterinden, smashing magazine vs. de vardı..
benim aklıma bunca zamandır biriktirdiğim nice şey geldi aslında..hep bir zamana sakladığım nice şey..kıyamadığım, hep kafamda projelerde kullanabileceğimi tasarladığım ama bir türlü de vücut bulamadığı..o kadar da haksızlık etmeyeyim tamam, bir kısmını zaman zaman, ihtiyaç doğdukça kullanmadım değil, o kadar da üstlerine dantel serip de evin köşelerinde tutmadım..ama sakladım evet tamam..kıymetlendirdim..sanki fazla kıymet verip de kıymetsizlendirmek gibi eh ne de olsa kullanılmayan bir malın kıymeti tartışılır olsa gerek şu hayatta..
ve evet..neler getirebilirdim..kablolarımı getirebilirdim pek tabii ki..gerçekten çizmeye, boyamaya yarayacak dolu şeyimi..keçelerimi belki evet..ip belki..midye kabuklarım olsun, ağaç birikintilerim, el işi kağıtlarım..renkli renkli..boncuklarım tabii, neden olmasın..ama hepsini taşımak istemedim..sahipliğin özgürlük kısıtlayıcılığı altında elim kolum bağlansın, kontrol çabam tavan yapsın istemedim..ne de olsa dedim ya kıymetlilerimdi, birikintilerim ve çarçur olsun da istemedim hemen..o yüzden kısıtlı ama kullanışlı olarak bir iki parça şey aldım yanıma..renkli şu yılbaşı süslerini filan yaptığımı kağıtlardan sarı ve mavi, olası güneş ve denizim için..özellikle deniz için beğendiğim bir malzemeydi..kahve, safran ve şarap renklerini denemek için..oluklu mukavva parçası, mandalina önce kendini yiyio sonra da kabuğundan bir şekilde faydalanabilirim diye ki önce rengi itibariyle faydalanırım diye düşünmüştüm..kürdan zaten yanımda vardı sonradan varlığı ile aklımı gıdıklayacaktı bir anlık da olsa..boya kalemi götürdüm, şöyle suyla sulu boyaya dönen cinsten..resim kağıdı, design weekten aldığım boş rozetlerden birini, zarf alacaktım unutmuşum..uhu, makas, bir de kara kalem cinslerinden bir de iki tane kulak çubuğu götürdüm, yaymada vs yararlanırım düşüncesiyle..kablolalarımı sonraya sakladım..
neler getirmişti insanlar..kimisi yalnızca kara kalem veya boyayla gelmiş..kiminde ise mesela oje vardı, ketçap vardı ki boşuna denemeyin ketçap renk vermekte işe yaramıyormuş..kahve çekirdeği getiren vardı..böyle çiçek gibi yamalardan, renkli ip vardı, mandalina yine getirmişlerdi kimi dilimini de dahil ederek çalıştı hatta..seramik karo vardı üzerine çizim yapılmak üzere..peçeteye yapanlar oldu ve başarısız sonuç alan..
nasıldı ders..benim için en azından..önce kahve, safran ve şarabı denedim..içlerinden en zevk aldığım sanırım kahveydi..aslında şarabın da tatlı bir rengi oluyor düzgün çizebileceğin bir şey varsa..benim yanımda bir de mürekkep ve onu kullanmak için ne diyorlardı ona divit mi atıyor muyum acaba neyse işte o da vardı ama pek keyifli değildi kullanması en azından benim için..renkleri denemeden önce bir iki çizim yapmayı denedim..sonra da en son elimdekilerle alalacele hızlı bir kompozisyon kurdum..el işi dersi sonucu çıkaran..çocuksu bir şey..tamamlayamadan da daha ders bitti..bir esprisi ve çizim eksik kalmıştı..fotoğrafında da görürsünüz belki bir de balık tutan bir adam olacaktı, belki biraz gazete kağıdından ve belki de oltanın ucu güneşe kadar gidecekti..o an'a gelemedik ki kim bilir..
diğer çizimlerle birlikte hepsine göz gezdirdik..çoğu el işi dersi sonucu çıkacak diğer işlerle birlikte..
diğer çizimlerle birlikte hepsine göz gezdirdik..çoğu el işi dersi sonucu çıkacak diğer işlerle birlikte..
yalnız şöyle bir etkisi oldu dersin üzerimde..bilmiyorum aslında pazartesiyle bir arada olan bir etki midir bu çünkü geçtiğimiz pazartesi de hislerim pek iyi sayılmazdı ve yine bu tipte bir karışıklığın içine girmişti işte kafam..bir kere bu değildi, içimde çıkamayan birşeyler vardı..çıkıp çıkamayacağına da emin olmadığım, hatta dönüş yolunda düşündüğüm üzere belki de olduğunu sandığım yalnızca..ikincisi ve asıl önemlisi ise devasa korkumdu..evet korkuyordum..kalemi elime alıp da çizim yapmaya korkuyordum..
aslında şöyle bir durum da var..hoca malzemeyi tanıyın demişti..amacımız sanki biraz daha böyleymiş gibi..oyun oynuyoruz demişti, rahat olun, özgür olun vs..tabii nereden başlayacağını bilememek kötü..bir de sonrasında işleri sergileyip de yorumlamak da garipsediğim daha doğrusu hazırlıklı olmadığım bir durumdu..hiç bir iş çıkarmamış da olabilirdim ki sergilenmesi durumu insanı sergilenmeye değer birşeyler ortaya koyma sınırlılığına itiyor gibi geliyor bana..yalnızca oynayabilmeliydik, aslında o da böyle istediğini söyledi birkaç kez hatta ama..yine de sonrasında olan bana biraz çocukluğumdaki travmalardan birini hatırlatabilecek türden bişeydi..sen yap ben ilgilenmiyorum, ben bakmıyorum deyip de sonradan bununla sana gelinmesi durumu..ne yapmışsın getir bakayım dendiğinde..aslında zeynep hocanın(pek sevimli hocamız) hiç böyle bir tavrı yoktu ve olamazdı da, zaten hiç öyle biri olmadığının tanımasamda ateşli savunucularından biri olabilirim..o da bir diğer kişi zaten bu bölüme gelmemde etkisi olan..kendi hiç bilmese de :)
sonuç olarak garip bir histi sonda yaşadığım..ve daha sonraları beni engelleyebileceğinden korktuğum bir şey de ayrıca..sen şimdi yap yap ama sonra dersin sonunda bakacağız hepsini yatırıp da..hmmmm (işaret parmağım salınır öne arkaya burada:))
çizim korkusu..evet açık açık bir çizim korkusu oluşmuştu bende..güdük hissetme, sanki bir parçan yokmuş, yada kullanamıyormuşsun hissinde..engellenmiş..korkak..
sonrasında zeynep hocanın da tavsiyesiyle genel olarak sınıfa yaptığı yanımda bir küçük eskiz defteri taşımaya karar verdim..boşluklarımda karalayacağım korkmadan..ne de olsa yaptıkça yaptıkça..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder